Koroner Arter Hastalığı

28 Mayıs 2015
Category Genel
28 Mayıs 2015, Comments Koroner Arter Hastalığı için yorumlar kapalı

Kalbimiz, durmadan kasılıp gevşeyen, sürekli çalışan ve gün içindeki genel durumumuza göre hızını değiştirme yeteneği olan en hayati organımızdır. Hemen hemen tamamı özel bir kas dokusundan oluşan kalbimizin hayatımız boyunca dinlenmeden ve sürekli aynı güçle kasılma temposu inanılmazdır. Bu kasın beslenmesi, diğer tüm organlarımızda olduğu gibi kan ve kan damarlarıyla sağlanır. Vucudumuzdaki dolaşan tüm kanın içinden geçtiğini düşünürsek kalp çok büyük bir ‘sadakat’ ve ‘özveri’ ile içinde dolaşan kana asla dokunmayıp, onu beslemekle görevli olan damarlardan gelecek kanı beslenmek için bekler.
Koroner arterler, kalbin üzerinde olan ve kalp kasının beslenmesini sağlayan damarların genel ismidir. Bu damarlarda ortaya çıkan tıkanma veya daralma sonucunda ortaya çıkan hastalığın genel ismi ise “koroner arter hastalığı” dır. Bu hastalığın ortaya çıkması genel olarak “damar sertliği” olarak adlandırabileceğimiz, genel olarak vücut damarlarında yerleşen ve birikim gösteren kolesterol ve diğer yağ kökenli besinlerin depolanması ve bu damar duvarının daralması veya tıkanmasıyla sonuçlanarak karşımıza çıkar.
Kalp kasının beslenme bozukluğunda, diğer organların beslenme bozukluklarında olduğu gibi başlıca bulgu ağrıdır. Bu çok kıymetli bulgu hemen hemen her koroner arter hastasında vardır, ancak bu ağrının şekli ve biçimi değişkenlik gösterebilir. Kimi hastalarda bu ağrı göğüste yerleşirken kimi hastada karın ve sırt bölgesinde ortaya çıkabilir. Ağrının ortaya çıkması ile beraber ağrının yansıdığı yerler önemlidir. Ağrı sırta, karna, boyna, çeneye, dişlere, kol veya kollara yayılım gösterebilir. Ağrı ile birlikte çarpıntı, bulantı hissi, kimi zaman kusma, halsizlik, soğuk terleme, baş dönmesi ve en önemlisi kendini kötü hissetme duyguları yaşanabilir. Ağrı genellikle şiddetli bir baskı hissi veya yanma şeklinde kendini gösterir. Kimi hastalarda yanma ile birlikte batma şeklinde yakınmalar vardır. Kalp kökenli ağrılar genellikle birkaç dakika sürüp kendiliğinden veya dinlenmekle yok olur. Biraz önce okuduğunuz bulguların tamamı veya sadece bir tanesi bile önemlidir, ağrının şiddeti veya yukarıda yazılan bulguların kaçının ortaya çıktığı, hastalığın önemi ve şiddetiyle ilgili değildir. Bazen, özellikle şeker hastalığı olan hastalarımızda ağrı yakınması olmaz.
Peki bu kadar önemli olan hastalığın risk grupları kimlerdir ?
Koroner arter hastalığı, toplumumuzda herkeste görülebileceği gibi, ailesinde koroner arter hastalığı öyküsü bulunan, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kötü beslenme alışkanlığı, yoğun stress altında olan, sigara ve alkol tüketen insanlarda daha sıkça karşımıza çıkar. Bu nedenle bu gruptaki hastaların koroner arter hastalığı açısından çok daha dikkatli olmalarında fayda vardır. Yapılması gereken şeylerin başında düzenli hekim kontrolü ve check-up programlarında olmak, bununla beraber yandaş hastalık varsa, ( şeker, yüksek tansiyon gibi ) bu hastalığının kontrol altında tutulması ve tedavisinin ihmal edilmemesi gerekir.
Günümüz tıp teknolojisinin ulaştığı nokta itibariyle tanının konulması artık çok basit ve güvenli tekniklerle yapılmaktadır. Asla unutulmaması gereken şudur: Hastalığın tanısının konulması ve bu tanının kesinliği tedavinin başarılı olması için gereken en önemli basamaktır. Doğru tanı, kesin tedavinin ilk adımıdır ve unutulmamalıdır ki hastalığı inkar etmek bir tedavi yöntemi değildir. Sağlıklı, mutlu bir yaşam dileğiyle.

Comments are closed.