Bebeğinizin Sağlığı İçin En Temel Besin : Anne Sütü

Bebeğinizin Sağlığı İçin En Temel Besin : Anne Sütü

Son yıllarda anne sütü ile ilgili bilincin daha da arttığını görüyoruz ve anne sütüne her bebeğin ulaşabilmesi için Sağlık Bakanlığı’nın çalışmalarının ve projelerinin yenilenerek geliştiğini sevinerek takip ediyoruz.

Bebeklerimiz ve onların geleceği için kısacası sağlıklı nesiller için bu kadar üzerinde durulan anne sütünün içeriği nedir ve inek sütünden farkları ve avantajları nelerdir?

Anne sütü; zamanında doğan, gebelik döneminde anneden yeterli besinleri alan her yenidoğan bebeğin normal gelişmesine yetecek besin öğelerinin tamamını karşılayan, ilk 6 ay tek başına yeterli en doğal ve en ucuz besindir. Bu sebeple çocukların beslenmesinde diğer besinlerle birlikte 1-2 yıl anne sütüne devam edilmelidir.

Doğumdan hemen sonra ilk 5 günde salgılanan anne sütü daha koyu, sarı renktedir ve kolostrum adı verilir. Kolostrum 5-10 günlük geçiş sütüdür, 3. haftadan itibaren olgun süt özelliğini alır. Kolostrum yenidoğan bebeğin ilk günlerdeki gereksinimleri açısından büyük önem taşır ve bebeğe mutlaka verilmelidir. Bu geçiş sütünün yağ ve karbonhidrat içeriği daha düşük; protein, potasyum, magnezyum, kalsiyum içeriği yüksektir. Özellikle antiefektif ( enfeksiyonlara karşı koruyucu ) öğeler, A vitamini ve çinko düzeyinin yüksek oluşu, steril ortamdan steril olmayan ortama gelen bebekte koruyuculuk sağlamaktadır. Olgun süte oranla bağışıklıkta önemli yere sahip olan arginin ve triptofandan zengindir, demir ve proteinin bir arada olduğu protein laktoferrin olgun süte oranla oldukça yüksek miktarda bulunur ve bu bileşim özellikle hastalık yapıcı bakterileri yok etmekte ve bağışıklığı güçlendirmektedir. Ayrıca ilk kolostrum alan bebeklerde sarılık görülme oranı da oldukça düşüktür.

Olgun anne sütü ile inek sütünü karşılaştırdığımızda; protein içeriği inek sütüne oranla düşük olmasına karşın yenidoğan için en uygun bileşime sahiptir, bu sayede bebekte daha kolay sindirim sağlamaktadır. Enfeksiyonlara karşı koruyucu bileşenler içeren whey proteinleri anne sütünde oldukça yüksektir ve allerjen içermez. Inek sütündeki whey proteinlerinin içerisinde bulunan ß-laktoglobulin çocukta allerji, solunum sisteminde bozukluk ve döküntülere neden olabilir.

Çocuklara 1 yaşına kadar inek sütü verilmemelidir.

Büyümeyi sağlayan temel aminoasitlerden taurin anne sütünde inek sütünün 80 katı oranında bulunur ve dokularda sinirsel iletimde önemlidir. Ayrıca anne sütü çoklu doymamış yağ asitlerinden zengin olması sebebiyle beyin gelişimi ve retinal işlevlerde önemlidir.

Yapılan bir çalışma anne sütü alan çocuklarda lösemiye yakalanma oranının daha düşük olduğunu ve anne sütünün kanserin önlemesinde etkisini göstermiştir. Bir başka çalışmada ise anne sütü alan çocuklarda obezite prevalansının daha düşük olduğu saptanmıştır. 2 ay ve daha az süre anne sütü ile beslenen bireylerde obezite prevalansı %3.8; 3-5 ay anne sütü ile beslenenlerde %2.3; 6-12 ay anne sütü ile beslenenlerde %1.7 ve 12 aydan daha uzun süre anne sütü alanlarda bu oran %0.8 bulunmuştur.

Tüm bu sebeplerle bebeğe ilk 6 ay anne sütü verilmelidir. 3 aydan önce ek besinlere başlanmamalı (bebek normal büyüme ve gelişimde ise ), 6 aydan sonra da mutlaka ek besinlere geçilmelidir.

Anne sütü oluşumunu ve miktarını etkileyen faktörler;

*Doğumdan hemen sonra emzirmeye başlanmalıdır ve emzirmeden önce bebeğe hiçbir içecek verilmemelidir.
*Bebeğin anneye dokunması ve herhangi bir saati beklemeden bebeğin emmesi anne sütünü artıran en temel etmendir. Bebeğin sık aralıklarla emmesi de anne sütünü artırmaktadır.
*Gece daha fazla prolaktin hormonu ( süt salgısını artırır ) yapıldığından geceleri emzirmek faydalır, ayrıca prolaktin gevşemeyi sağlayarak rahatlattığı için emzirme anneyi dinlendirir.
*Bebeğe doğar doğmaz şekerli su vermek ya da üç ezan bekletmek gibi yanlış inanışlar bebeğin açlık duygusunu azaltmakta ve emmeyi engellemektedir, bu sebeple bebek sık sık emzirilmelir ( en kısa 5 dk – en uzun 30 dk ).
*Bebeğe sağılarak süt verilmesi anne ve bebek arasında tensel bağı engellemekte bu durum da zamanla sütün azalmasına neden olmaktadır,
*Annenin yeterli ve dengeli beslenmesi de süt miktarını etkileyen önemli bir faktördür, özellikle bu dönemde düşük kalorili zayıflama diyetleri yapılmamalıdır
*Emziklilik döneminde annenin kalori ihtiyacı artmaktadır, ancak bu kalori ihtiyacı dengeli beslemeyle sağlanmalıdır. Yeterli-dengeli beslenen ve düzenli emziren anneler bu dönemde doğumda aldığı kilolarını çoğunlukla vermektedir.
*Emzikli annelerin bu dönemde beslenmesinde seçimlerinde dikkatli olması gerekir, bebeğin temel besin kaynağı olan anne sütüyle beraber gaz yapıcı bazı öğeler de bebeğe geçmektedir. Karnabar, turp, brokoli, lahana, kurubaklagiller, turunçgiller gibi besinler gaz yapıcı özellliklerinden dolayı dikkatli tüketilmelidir.
*Gaz probleminde gaz giderici olarak rezene, ıhlamur, adaçayı, kimyon, tarçın tercih edilebilir.
*Anne sütünü artırıcı etkisinden dolayı bol yeşillikle beraber yeteri kadar su tüketilmelidir.
*Rezene, ısırgan, melisa çaylarının da sütü artırıcı etkisi bulunmaktadır.

Paylaş:

Comments are closed.

× Whatsapp