Dış Kulak İltihabı Nedir?

Dış Kulak İltihabı Nedir?

Dış Kulak İltihabı Nedir?

Dış Kulak Yolu Enfeksiyonu

Tanımlama ve Genel Özellikler:

Dış Kulak İltihabı Nedir? Dış Kulak Yolu Enfeksiyonu Belirtileri, Nedenleri ve Tedavi Yöntemleri

Dış Kulak Yolu Enfeksiyonu (DKYE), bazen kulak kepçesi veya kulak zarını da içerebilen, dış kulak yolu kanalındaki cildin ve cilt altı dokunun yaygın iltihabı olarak tanımlanır. Kulak kanalı iltihabının semptom ve belirtilerinin son 3 hafta içinde ve hızlı bir başlangıç (genellikle 48 saat içinde) göstermiş olması tanı koymada en önemli kriterlerden biridir. Bu akut iltihabi reaksiyon dış kulak yolu kanalında değişen şiddette ödeme ve ağrıya yol açar. DKYE, 2 yaşından önce nadirdir ve bu yaş grubundaki tedavi veya sonuçlarla ilgili çok sınırlı kanıt vardır. Dolayısıyla bu yazı, 2 yaş üzerindeki hastaların tanı ve tedavisi ile ilgili olacaktır.

“Yüzücü kulağı” veya “tropikal kulak” olarak da bilinen DKYE, klinisyenlerin karşılaştığı en yaygın enfeksiyonlardan biridir ve yaşa ve coğrafyaya bağlı bölgesel farklılıklar gösterir. Hastaların yaklaşık yarısı Haziran-Ağustos ayları arasında görülür ve kış aylarında sıklığı önemli oranda azalır. Antalya ve çevresinde özellikle yaz dönemlerinde en sık görülen enfeksiyonlardan biridir. Tüm hastane müracaatlarının yaklaşık yarısı 5 ila 14 yaş arası çocuklardan oluşur ve yaşam boyu görülme sıklığı %10’a kadardır.

Tablo 1’de DKYE tanısı koymada gerekli kriterler gösterilmiştir.

Yaygın Akut Dış Kulak Yolu Enfeksiyonunun Tanı Kriterleri
1. Son 3 hafta içinde (genellikle 48 sa içinde) içinde hızlı başlangıç
Ve
2.Dış Kulak kanalı İltihabına Bağlı Semptomlar:
Kulak ağrısı (genellikle çok şiddetli), kulak kaşıntısı, kulakta dolgunluk
Kulak ağrısı ile beraber olabilen işitme azlığı veya çene hareketiyle artan eklem ağrısı
Ve
Dış kulak kanalı iltihabına ait bulgular:
Kulak kanalının önündeki çıkıntıya (tragus) veya kulak kepçesine bastırmakla şiddetli ağrı
veya

Dış kulak kanalında yaygın ödem, kızarıklık

Beraber veya tek başına kulak akıntısı, boyun lenf bezlerinde ağrılı büyüme, kulak zarında kızarıklık veya kulak kepçesi ve çevresindeki deride selülit

Tablo 1

DKYE semptomları arasında otalji (kulak ağrısı) (%70), kaşıntı (%60) veya dolgunluk (%22), işitme kaybı (%32) veya çiğneme sırasında kulak ağrısı bulunur.

DKYE’nun ayırt edici bir bulgusu, tragusun (Dış kulak kanalının girişindeki üçgen şeklindeki kıkırdak) itildiğinde, kulak kepçesi yukarı ve geri çekildiğinde veya her ikisinde birden ağrı ve hassasiyet görülmesidir. Kulak muayenesinde, dış kulak yolunda kulak akıntısı, yaygın kulak kanalı ödemi, kızarıklık ortaya çıkabilir. Bazı hastalarda kulak kepçesi ve komşu cildin bölgesel şişlik ve kızarıklığı ile aynı taraf üst boyun bölgesinde ağrılı lenf bezi büyüklüğü (lenfadenit) mevcut olabilir.

Mikrobiyoloji:

Dış Kulak Yolu Enfeksiyonlarının neredeyse tamamı (%98) bakteriyel kökenlidir.  En sık görülen patojenler Pseudomonas aeruginosa (%20 ila %60 yaygınlık) ve Staphylococcus aureus’tur (%10 ila %70 yaygınlık) polimikrobiyal özellik gösterebilir. Diğer patojenler esas olarak Pseudomonas aeroginoza dışındaki diğer gram negatif organizmalardır (%2-3)

Mantar tutulumu primer DKYE’nda oldukça nadirdir, ancak DKYE’nun kronik formunda veya DKYE esnasında kullanılan topikal veya daha az sıklıkla sistemik antibiyotik kullanımından sonra ortaya çıkabilir.

Dış Kulak İltihabı Nedir? Dış Kulak Yolu Enfeksiyonu Belirtileri, Nedenleri ve Tedavi Yöntemleri

Dış Kulak Yolu Enfeksiyonunu Kolaylaştıran Faktörler:

DKYE pek çok nedenle ortaya çıkabilen bir enfeksiyondur. Kulak kanalının düzenli olarak temizlenmesi, nem ve enfeksiyona karşı önemli bir engel olan ve serumen olarak adlandırılan, halk arasında haksız bir şekilde “kulak kiri” olarak tabir edilen kulak salgısını uzaklaştırır. Serumen, enfeksiyon oluşumunu engelleyen (özellikle DKYE’ na en sık neden olan bakteriye, yani P aeruginosa’ya karşı) bir salgıdır. Dış kulak yolunda hafif asidik bir ortam oluşturur ve bu enfeksiyona karşı koruyucu etki gösterir; ancak suya maruz kalma, agresif temizlik, sabunlu tortular veya alkali kulak damlaları asidik ortamı değiştirilebilir.

Dermatolojik durumlardan kaynaklanan kalıntılar, kulak temizleme çubuğu gibi yabancı cisimlerle temizleme çabası, duş, havuz deniz sonrası dış kulak yolunda ortaya çıkan nemli ortam ve işitme cihazı veya kulaklık takma zorunluluğu gibi durumlar enfeksiyon gelişimini kolaylaştırır.

DKYE, daha sıcak iklime, yüksek neme veya deniz-havuz kaynaklı suya maruz kalmanın yoğun olduğu bölgelerde daha yaygındır.  Deniz ve havuz suyunun kalitesi (bakteri yükü açısından) de DKYE riski ile ilişkilidir. Su kalitesi standartlara uygun olsa bile dış kulak yolu enfeksiyonlarına yol açan patojenleri içerebilir. Kesin bir bilgi olmasa da bazı bireyler genetik olarak DKYE’na daha duyarlı görünmektedir (A tipi kan grubuna sahip olanlar gibi). Bunun yanında, Pseudomonas grubu bakteriler dış kulak kanalında doğal olarak bulunabilir ve dış kulak yolundaki küçük travmalar neticesinde enfeksiyona yol açabilir.

Bazı dermatolojik durumlar (egzama, seboreik dermatit, sedef hastalığı gibi), anatomik anormallikler (dar dış kulak yolu kanalı, dış kulak yolundaki kemik çıkıntılar) ve daha önceden mevcut olan orta kulak hastalığının neden olduğu kulak akıntısı, kolaylaştırıcı rol oymayabilir.

Dış Kulak Yolu Enfeksiyonunun Gelişimini Önleme Stratejileri:

Dış Kulak Yolu Enfeksiyonunu önlemeye yönelik stratejiler, dış kulak yolunda su birikimini ve nem tutulmasını sınırlamayı ve sağlıklı bir cilt bariyerini korumayı amaçlar.  Bunlar arasında varsa tıkayıcı serumenin hekim tarafından çıkarılması; yüzmeden kısa bir süre önce, yüzdükten sonra, yatmadan önce asitleştirici etkisi olan bazı kulak damlalarının kullanımı; kulak kanalını kurutmak için saç kurutma makinesinin düşük derecede ve akımda kullanılması, yüzerken kulak tıkacı kullanımı ve dışarıdan gelen travmadan kaçınma (kulak temizleme çubuklarının kullanılmaması) sayılabilir.

Ayırıcı Tanı:

DKYE’nunun “kulak akıntısı” ve “kulak ağrısı” yapan diğer hastalıklardan (örneğin, kronik dış kulak yolu enfeksiyonu, malign otitis eksterna -ilerleyici dış kulak yolu enfeksiyonu, akut ve kronik orta kulak hastalığı gibi) ayırt edilememesi morbiditeyi uzatabilir veya ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Bu nedenle klinisyen, DKYE’nu diğer kulak ağrısı, kulak akıntısı ve dış kulak yolu iltihabı nedenlerinden ayırt etmelidir.

DKYE, kulak zarını tutan kızarıklık ve ağrı nedeniyle Akut Otitis Media (Akut Orta Kulak Enfeksiyonu-AOM) görünümünü taklit edebilir.  DKYE’nu AOM’den ayırt etmek önemlidir, çünkü ikincisi sistemik antimikrobiyaller gerektirebilir. Pnömotik otoskopi, AOE ile iyi timpanik membran hareketliliği gösterecek, ancak AOM ve ilişkili orta k

ulak efüzyonu ile eksik veya sınırlı hareketlilik gösterecektir. Benzer şekilde, timpanometri, AOE ile normal bir tepe eğrisi (tip A), ancak AOM ile düz bir izleme (tip B) gösterecektir. AOE ile akustik reflektometrinin geçerliliği bilinmemektedir. Kulak Burun Boğaz hekimi bu saydığımız muayene ve tetkik yöntemleriyle ayırıcı tanıya rahatlıkla varabilecektir.

Kulak kanalını ve çevresindeki dokuları tutan egzama, sebore ve diğer inflamatuar dermatozlar (derinin iltihabi hastalıkları) nispeten yaygındır ve DKYE’na yatkınlık oluşturabileceği gibi kendisi bu enfeksiyonu taklit edebilir.

Buna karşılık, kulak kanalının kontakt dermatiti, metaller (nikel, gümüş), kimyasallar (kozmetikler, sabunlar, deterjanlar, şampuan, saç spreyi), plastikler, kauçuk, deri veya ilaçlar gibi antijenlere karşı alerjik bir reaksiyondur. Nikel, delinmiş kulakları olan kadınların yaklaşık % 10’unu etkileyen en yaygın temas alerjenidir.

 

Resim 1: Eritem, kserotik pullanma ve likefaksiyon gösteren dermatoz. DKYE’ndan ayırt edilmelidir.
Resim 1: Eritem, kserotik pullanma ve likefaksiyon gösteren dermatoz. DKYE’ndan ayırt edilmelidir.

Egzamalı hastalar, tipik olarak çocukluk çağında başlayan ve vücudun birçok bölgesinin tutulumu ile başlayan kronik kaşıntı ile başvururlar. Deri lezyonları, egzamanın evresine bağlı olarak eritem, kserotik pullanma, likenifikasyon ve hiperpigmentasyon gibi farklı klinik özellikler gösterir (Resim 1).

Yönetim, nazik cilt bakımı, yumuşatıcı ilaçların (yumuşatıcı cilt kremi) uygulanması, ikincil cilt enfeksiyonunun önlenmesi ve topikal kortikosteroidlerin ve diğer antipruritiklerin kullanımını içerir.

Seboreik Dermatit ve Malassezia
Resim 2: Seboreik Dermatit ve Malassezia

Seboreik dermatit, kulakları, kafa derisini, merkezi yüzü ve cildin diğer yağ bölgelerini etkileyen yaygın bir durumdur. Malassezia mayasından yağlı sarımsı pullanma, kaşıntı ve ikincil iltihaplanma ile kendini gösterir. Seboreik dermatit, Down sendromu, HIV enfeksiyonu ve Parkinson hastalığı olan hastalarda daha belirgindir (Resim2).

Tedavi, mevcut maya miktarını azaltmak için topikal antifungal ilaçların ve iltihabı ve kaşıntıyı azaltmak için topikal antienflamatuar ilaçların kullanımını içerir.

AOE’yi taklit edebilen diğer cilt bozuklukları arasında sedef hastalığı ve diskoid lupus eritematozus bulunur karakteristik cilt lezyonlarına sahiptir ve sıklıkla cildin diğer bölgelerinin tutulumu ile birliktedir.

Kulak kanalının kontakt dermatiti yaygındır ve tahriş edici kontakt dermatit ve alerjik kontakt dermatit olarak ikiye ayrılır.

Tahriş edici kontakt dermatit, genellikle asitlerden veya alkalilerden kaynaklanan doğrudan kimyasal hasardan kaynaklanan cilt iltihabıdır Hasarlı epidermal hücrelerden enflamatuar mediatörlerin ortaya çıkması eritem, ödem, pullanma, kaşıntı ve ara sıra ağrıya yol açar. Tüm bireyler doza bağımlı bir şekilde tahriş edici bir kontakt dermatite karşı hassastır.

Buna karşılık, alerjik kontakt dermatit sadece metaller (nikel, gümüş), kimyasallar(kozmetikler, sabunlar, deterjanlar, şampuanlar, saç spreyleri), plastikler, kauçuk, veya ilaçlar gibi antijenlere alerjik reaksiyona yatkınlığı olan duyarlı kişilerde görülür. İşitme cihazı kullanan bazı hastalarda, işitme cihazı kalıplarında kullanılan plastiklere ve diğer kimyasallara tepki olarak da ortaya çıkar. Topikal tedaviye duyarlılık (sekonder kontakt otit), topikal antimikrobiyallerin uzun süreli veya tekrarlanan kullanımından kaynaklanabilir. Birçok otik preparat (antibiyotikler ve içerdiği koruyucu kimyasal maddelerin) duyarlılığa neden olduğu bildirilmiştir. Neomisin içeren prepatratlar en sık alerjik reaksiyon yapan kulak damalalrıdır ve kronik eksternal otitli hastaların yaklaşık %5 ila %15’inde reaksiyonlara neden olur. Yama testi, normal gönüllülerin %13’ünün neomisine karşı aşırı duyarlı olduğunu göstermiştir.

Konkal çanak ve kulak kanalındaki makülopapüler bir erüpsiyon, topikal bir ajana karşı alerjik reaksiyon ile en uyumlu bulgulardır; Eritemli bir çizgi, kulak kepçesine kadar uzanabilir.

Hasta yönetimi, hassaslaştırıcı ajanın çıkarılmasını ve topikal bir steroid veya kalsinörin inhibitörleri gibi başka bir antienflamatuar topikalin uygulanmasını içerir (örneğin: takrolimus% 0,1 damla veya primekrolimus% 1 krem).

Suçiçeği, kızamık veya herpes virüsünün neden olduğu dış kulağın viral enfeksiyonları nadirdir. Herpes zoster oticus (Ramsay Hunt sendromu) dış kısımda veziküllere neden olur.

Furunculosis, kulak kanalının dış üçte birlik kısmında, bazen lokalize otitis eksterna olarak adlandırılan enfekte bir saç folikülünün varlığıdır. Klinik bulgular arasında otalji, kulak akıntısı ve lokalize hassasiyet, fokal şişlik ve püstüler lezyonlar bulunur.

Tedavi, lokal ısı, insizyon ve drenaj veya en sık etken olan S aureus’u kapsayan sistemik antibiyotikleri içerebilir.

Kulak kanalında şişlik olmaması ve belirgin orta kulak hastalığı olmaması durumunda otalji şikayetleri, kulak dışında patoloji şüphesi uyandırmalıdır. Belki de en önemli nedenlerden biri nedeni temporomandibular eklem (TME) sendromudur (alt çene ekleminde hareketle ortaya çıkan ağrı şeklinde belirti verir). Bu hastalar genellikle sadece kulakta değil, aynı zamanda kulak çevresine alın, şakak veya boyun yayılan ağrıdan da şikâyet ederler.  Muayenede, etkilenen TME’ye göre hassastırlar ve çene hareketiyle kıtırtı (krepitasyon) mevcut olabilir.

Bazen, üst hava yolu ve sindirim sistemi kanseri olan hastaların tek semptomu kulak ağrısı olabilir. Uzun süreli tütün ve alkol kullanımı öyküsü olan yaşlı hastalar ve daha yakın zamanda insan papilloma virüsü enfeksiyonu olan genç hastalar bu olasılığı düşündürmektedir. Baş ve boynun mukozal yüzeylerinin görüntülenmesi, herhangi bir boyun kitlesinin değerlendirilmesi ve dil kökünün palpasyonu ile tam bir baş ve boyun muayenesi önerilir

Ayırıcı tanıda düşünülmesi gereken diğer hastalıklar diş patolojileri (çürükler, gömülü azı dişleri), bademcik iltihabı, peritonsiller apseler, retrofaringeal apseler, karotidini, stiloid proses elongasyonu, intratorasik anevrizmalar, glossofaringeal nevralji ve genikülat nevralji gibi sorunlardır.

DKYE’na otore (kulak akıntısı) eşlik edebilse de ayırıcı tanıda diğer otore nedenleri göz önünde bulundurulmalıdır. Kolesteatomlu veya kolesteatomsuz kronik orta kulak iltihabında kulak akıntısı görülebilir. Kronik orta kulak iltihabı tipik olarak ağrısızdır ve perforasyon, retraksiyon cepleri ve granülasyon dokusunu içeren timpanik membran anormallikleri ile ilişkilidir.

Timpanostomi tüpü (kulak tüpü) takılı hastalar başlangıçta ağrısız olan otorenin yaygın bir nedenidir. Bu durum ya bir akut orta kulak enfeksiyonu seyri esnasında veya yüzme veya banyo esnasında orta kulağa su girmesi yoluyla ortaya çıkabilir. Topikal antibiyotikli kulak damlaları, akut timpanostomi tüp otoresi için tercih edilen tedavidir.

Otomikoz veya dış kulak yolunun mantar enfeksiyonu, tropikal ülkelerde, nemli yerlerde, uzun süreli topikal antibiyotik tedavisinden sonra ve diyabetli kişilerde yaygındır. HIV enfeksiyonu veya bağışıklığı baskılandığı hastalıklarda da sık görülür. Aspergillus  (%60-%90) ve Candida türleri (%10-%40) en sık izole edilen mikroorganizzmlardır.. Semptomları kaşıntı ve koyu kıvamlı bir kulak akıntısıdır. Akıntı siyah, gri, mavimsi yeşil, sarı veya beyaz olabilir. Mikroskopik muayenede  beyaz renkli hifalar görülebilir. Aspergillus niger genellikle beyaz bir tıkaç üzerinde siyah hifların görüldüğü ve “ıslak gazete kağıdı görünümü” şeklinde ifade edilen  bir muayene bulgusuna sahiptir.

DKYE olan bir hasta başlangıçta uygulanan kulak damlası tedavisine yanıt vermezse, fungal otitis eksternadan da şüphelenilmelidir. Tedavisinde topikal mantar damaları ile düzenli dış kulak yolu aspirasyonu iyi sonuçlar verir. Nadiren, özellikle immün yetmezliği olan hastalarda sistemik antifungal tedavi eklenmesi de gerekebilir. Steroidli kulak damlaları otomikoz tablosunu kötüleştirebildiğinden kullanılmamaları gereklidir.

Dış Kulak Yolu Enfeksiyonunda Tedavi

AĞRI YÖNETİMİ:

Dış Kulak Yolu Enfeksiyonu tedavisinin en önemli bileşenlerinde biri ağrı yönetimidir. DKYE’nun neden olduğu ağrı yoğun ve şiddetli olabilir, çünkü alttaki kemiğin oldukça hassas zarı olan periosteumu, özellikle kanalın daha derin kısmında, kulak kanalı derisine çok yakındır.  Hastaların rahatlamasına ve normal aktivitelerine devam etmesine izin vermek için uygun analjeziklerin yeterli dozlarda sık kullanımı gereklidir. Rahatsızlığın ciddiyetinin ve gidişinin değerlendirildiği ölçütlerden biri de ağrının şiddetidir.

Yeterli ağrı kontrolü yapabilmek için, bir analjeziğin (ağrı kesici) dozunu, zamanlamasını, kullanım yollarını ve olası yan etkilerini bilmek gerekir. Hafif ila orta şiddette ağrıda genellikle tek başına steroid olmayan bir antienflamatuar ilacın verilmesi yeterlidir. Alternatif olarak bir opioid (örneğin, oksikodon veya hidrokodon; oksikodon) tek başına vaya daha şiddetli ağrılarda steroid olmayan analjezikle kombine edilebilir. Nadiren, yeterli ağrı palyasyonu için parenteral (damar içine veya kas içine uygulama) analjezi gerekli olabilir. Her durumda, analjezik tedavi, ağrının önlenmesinin tedaviden daha kolay olduğu düşünülerek yönlendirilmelidir. Bu nedenle, uygun bir başlangıç dozunda erken tedavi her zaman gereklidir. Yeterli ağrı kesici etkinliği sürdürmek için sık dozlar gerektiğinde, sabit aralıklarla uygulanması daha etkili olabilir. Sıcak veya soğuk, gevşeme ve dikkat dağıtma gibi farmakolojik olmayan tedaviler kanıtlanmamış bir değere sahiptir, ancak zamanın testinden geçmiştir.

Kolaylık, kullanım kolaylığı ve maliyet, oral yoldan uygulanan analjezikleri mümkün olduğunda tercih edilen uygulama yolu haline getirir.

Kanalda ciddi inflamasyon ve hassasiyeti olan hastalarda kulak aspirasyonu ve temizliği için de ağrı kesici uygulaması veya sedasyon gerekebilir.

Kulak kanalının topikal anestezisi için antipirinli veya antipirinsiz benzokain otik solüsyonu mevcuttur. Bu damlaların kullanımı, ağrı bastırılırken altta yatan hastalığın ilerlemesini maskeleyebilir. Topikal benzokain, DKYE’nu kötüleştirebilen veya uzatabilen kontakt dermatite neden olabilir.

Geçici olarak ağrının giderilmesi için topikal bir anestezik damla reçete edilirse dış kulak yolu nfeksiyonunun tedaviye uygun şekilde yanıt verdiğinden emin olmak için hasta 48 saat içinde yeniden muayene edilmelidir.

Timpanostomi tüpü varsa veya timpanik membranın bütünlüğü ile ilgili belirsizlik varsa topikal anestezik damlalar kullanılmamalıdır, çünkü bu damlalar orta kulakta kullanım için onaylanmamıştır.

Hastalara, ağrı kesici yeterli değilse veya beklenen süre içinde iyileşme olmazsa, yeniden klinik değerlendirmenin gerekli olduğu açıkça söylenmelidir.

Sistemik ve Topikal Antibiyotik Kullanımı

Klinisyenler, kulak kanalının dışına bir enfeksiyon yayılımı veya hastaya özgü belirlenmiş faktörler yoksa (Diabet, immün yetmezlik, kronik orta kulak iltihabı gibi) komplike olmayan DKYE için başlangıç tedavisi olarak sistemik antibiyotikleri reçete etmemelidir.

Topikal preparatlar (antibiyotikli kulak damlaları), güvenli olmaları, mükemmel klinik ve bakteriyolojik sonuçlar nedeniyle komplike olmayan DKYE için başlangıç tedavisi olarak önerilmektedir.

Topikal tedavinin en önemli avantajı, enfekte olmuş dokuya verilebilen, genellikle sistemik tedavi ile elde edilebilenden 100 ila 1000 kat daha yüksek olan çok yüksek antimikrobiyal konsantrasyondur. Örneğin, %0.3’lük bir antibiyotik çözeltisi (ticari kulak damlalarında tipik bir konsantrasyon) 3000 µg / mL’lik bir konsantrasyona sahiptir. Dış kulak yolu enfeksiyonuna neden olduğu bilinen herhangi bir organizma, hatta “dirençli” olarak kabul edilenler bile bu antibiyotik konsantrasyonunda sağ kalamazlar. Dahası topikal tedavi, bakterilerin tedavi edici dozun altında antibiyotik konsantrasyonlarına uzun süre maruz kalmasını önler ve bu nedenle dirençli organizmaların gelişmesine engel olur.

DKYE’nu tedavi etmek için topikal preparatların iyi kanıtlanmış güvenlik ve etkinliğine rağmen hastaların yaklaşık %20- 40’ı yine de topikal antibiyotiklere ek olarak oral (ağız yolundan) antibiyotikler almaktadır. Dahası, yazılan oral antibiyotiklerin çoğu, DKYE vakalarında tanımlanan en yaygın patojenler olan P aeruginosa ve S aureus’a karşı inaktiftir. Sistemik (ağız yolundan, damardan veya kas içine) uygulanan antibiyotiklerin döküntüler, kusma, ishal, alerjik reaksiyonlar, nazofaringeal floranın değişmesi ve bakteriyel direnç gelişimi gibi önemli yan etkileri vardır.

Etkilenen bireyin, diyabet veya konakçı savunmasını bozabilecek bağışıklık yetmezliği olan HIV enfeksiyonu / AIDS gibi bir durumu varsa, topikal tedavi sistemik antibiyotiklerle desteklenmelidir; enfeksiyon kulak kanalının sınırlarının ötesine kulak kepçesine, boyun veya yüz derisine veya malign eksternal otitte olduğu gibi daha derin dokulara yayılmışsa uygun etkinlikte sistemik antibiyotikler verilmelidir.

Topikal tedavi esnasında en sık görülen problemler kaşıntı (yaklaşık% 7) ve bölgesel reaksiyonudur (% 5); İnsidansı %2’den az olan diğer olaylar arasında döküntü, rahatsızlık, otalji, baş dönmesi, baş dönmesi, süperenfeksiyon (mantar enfeksiyonu gibi) ve işitme azalması bulunur.

Topikal antimikrobiyal tedavinin yanı sıra dış kulak yolunun travmalardan korunmasının engellenmesi gerekmektedir. Dış kulak yolu travması en sık kulak temizlemek için kullanılan pamuklu çubuklarla oluşmaktadır. Hastaya herhangi bir yabacı cismin dış kulak yoluna sokulmasının zararlı olabileceği anlatılmalıdır. Duş almadan veya yüzmeden önce kulak tıkacı veya pamuğun (vazelin ile) takılması, kulağa nem girmesini azaltabilir.  Dış kulak yolu, yüzdükten veya banyo yaptıktan sonra en düşük ayarda bir saç kurutma makinesi ile kurutulabilir. DKYE olan hastalar tedavi sırasında tercihen 7 ila 10 gün boyunca su sporlarından uzak durmalıdır. Spor müsabakasına hazırlanan veya yarışmaya katılan yüzücüler bazen tedaviden 2 ila 3 gün sonra veya ağrı düzeldikten sonra iyi oturan kulak tıkaçları kullanıyorlarsa havuza geri dönebilirler. İşitme cihazı veya kulaklık kullanan hastalar, ağrı ve akıntı (varsa) geçene kadar takmayı sınırlamalıdır.

Optimal tedavi süresi tam olarak belirlenememiştir ve yayınlanmış çalışmalarda birkaç günden birkaç haftaya kadar değişmektedir. Daha yeni çalışmalarda 7 ila 10 günlük topikal tedavi önerilmektedir ve pratikte de yeterli olmaktadır.

Klinisyenler hastaları, topikal damlaların nasıl uygulanacağı konusunda da bilgilendirmelidir. Kulak kanalı ödemden ve enfeksiyon kaynaklı debris nedeniyle tıkandığında topikal damlaların enfeksiyon alanına ulaşması zorlaşmakta ve tedavi edici etkinliği düşmektedir. Böyle durumlarda klinisyen dış kulak yolunu debristen temizlemelidir. Yoğun ödem mevcutsa ilacın etkinliği, dış kulak yoluna fitil konulup bunun üzerine kulak damaların damlatılması şeklinde uygulama yapılarak arttırılabilir.

Kulak damlalarını hastaların kendi kendine uygulanması zordur. Bunun için başka birinden yardım almak faydalı olabilir. Yapılan bir çalışmada kendi kendine ilaç alan hastaların sadece %40’ının ilk 3 gün boyunca kulak damlasını uygun şekilde yapabildiği gösterilmiştir.

Kulak damlaları hasta yatar pozisyonda ve etkilenen kulak yukarı bakacak şekilde iken uygulanmalıdır. Damlalar, klinisyenin önerdiği dozda kanalın kenarı boyunca damlatılmalıdır. Kulak kepçesinin nazikçe ileri geri hareketi, özellikle viskoz bir çözelti kullanıldığında, sıkışan havayı ortadan kaldırmak ve teması sağlamak için faydalıdır. Hasta yaklaşık 3 ila 5 dakika bu pozisyonda kalmalıdır. Damlaların yerleştirilmesinden sonra dış kulak kurumaya bırakılmalıdır.

Daha önce kulak zarında bilinen bir deliği (perforasyon) veya timpanostomi tüpü varsa hastaya ototoksik olmayan (işitme ve denge kaybı yaptığı bilinene ilaçlar dışında) bir antibitotikli kulak damalsı verilmesi gerekir. Böyle durumlarda zardaki açıklıktan, kulağa damlatılan antibiyotikler iç kulağa ulaşabilir ve kalıcı işitme kaybı ve dengesizlik oluşturabilir. Orta kulak kullanımı için FDA (Aralık 2005) tarafından onaylanan tek topikal antimikrobiyaller ofloksasin ve siprofloksasin ve deksametazondur. Ayrıca, tarafından açık bir uyarı var. Neomisin, polimiksin B ve hidrokortizon içeren preparatların sağlam olmayan timpanik membranı olan hastalarda kullanılması önerilmemektedir. Yine kulak zarının sağlam olmadığı biliniyorsa veya şüpheleniliyorsa, alkol içeren, düşük pH’lı (çoğu asitleştirici / antiseptik ajan) topikal damlalardan ağrı ve potansiyel ototoksisite nedeniyle kaçınılmalıdır.

  1. SONUÇ DEĞERLENDİRMESİ: Hasta 48 ila 72 saat içinde başlanan tedaiveye yanıtın değerlendirilmesi için yeniden muayene edilmelidir. Komplike olmayan DKYE’da uygun tedavi ile 48 ila 72 saat içinde semptomların azalması (otalji, kaşıntı, dolgunluk) beklenir. Ağrı genellikle tedaviden 1 gün sonra belirgin olarak azalır ve çoğu hastada 4 ila 7 gün içinde tamamen düzelir. Kontrol muayenesinde, beklenen düzelmenin görülmemesi doğru tanının konulmamış olması, ödemli ve tıkalı bir kulak kanalı nedeniyle damlaların yeterince hasta alana temas etmemesi, hastanın tedaviye uyumunun iyi olmaması nedenleriyle olabileceği gibi zaman zaman kullanılan damalara karşı gelişen reaksiyonlardan da olabilir. Uzun süre antibiyotikli damla kullanımı dış kulak yolu mantar enfeksiyonun gelişimine zemin hazırlayabilir. Bütün bu durumlar yeniden değerlendirmeyi ve uygun aksiyonların alınmasını gerektirir.

Sonuç olarak Dış Kulak Yolu Enfeksiyonu özellikle yaz dönmelerinde ve nemli coğrafyalarda daha sık görülen, akut başlangıçlı ve şiddetli ağrı ile karakterize bir enfeksiyondur. Doğru tanı ve tedavi yöntemleriyle tedavi sonuçlar mükemmeldir.

 

Comments are closed.

Telefon

444 5 007

Email

info@ofmantalya.com

E-Randevu

Randeu Al

E-Sonuç

E-Sonuç
× Whatsapp